Kategoriler
Arşiv
| Pt | Sa | Ça | Pe | Cu | Ct | Pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | ||||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | ||
E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 3 oy)
Asteroitlerin Güneş Sistemi’nin sevilen elemanlarından oldukları söylenemez. Fotoğraflarda birçok farklı sebep ile oluşmuş izler görülür; bunların tek tek incelenmesi inanılmayacak kadar uzun bir çalışma ve zaman gerektirir. Onlardan pek hoşlanmayan bir Alman onlara “ Kleineplanetenplage” (Baş belası küçük gezegenler) derken, bir Amerikalı “gökyüzü haşaratı” diyecek kadar ileri gitmiştir. İzlerini sürmek son derece zordu; günümüzde yani bilgisayar çağında bile bu hala böyledir. Geçen zaman içinde sadece bir asteroit kaybolmuştur ve o da özel bir konuma sahip olan 719 Albert’tir. 330 Adalberta ise hiç varolmamıştır. Bu asteroitin sadece iki fotoğrafı çekilebilmiş ve daha sonra bu görüntülerin iki ayrı yıldıza ait olduğu anlaşılmıştır.
Onlara isim vermekte başlı başına bir sorundu. Sayı arttıkça, Psyche, Thetis, Circe ve Melpomene gibi asil mitolojik isimler bitmişti. Örneğin 518 nolu asteroit ismini, onu keşfeden kişinin en çok sevdiği Arap tatlısı “ Halawe” den alıyordu. Ayrıca birde 2309 nolu Mr. Spock vardır; bu ismin yıldız gemisi Atılgan’ın sivri kulaklı, Volkanlı astronotundan alındığını da söyleyebiliriz ama gerçek öyle değildir. Gerçekte bu isim asteroite, adını Mr. Spock’tan alan bir kedinin şerefine verilmiştir.
Ceres, Pallas, Juna ve Vesta Dört Büyükler olarak bilinirler. En büyükleri Ceres’tir. Asteroitlerin en parlağı olan Vesta, tamamen volkanik kayalarla kaplı pek sık rastlanmayan türde bir yüzeye sahiptir. Güneş’ten ortalama uzaklığı 312 milyon 800 bin km’dir; bu da Güneş’e Ceres’ten daha yakın olduğu anlamına gelir. Ayrıca çıplak gözle görülebilen tek küçük gezegen Vesta’dır.
Asteroitlerin hiçbiri bir gezegen tutabilecek kadar büyük değildir. Tüm asteroitlerin toplam büyüklüğü Ay’ın %3’ünden daha fazla değildir.
Eros küçük bir asteroittir. Ancak izlediği yol boyunca ana grubun iç kısımlarına kadar girer. Yörüngesi dışmerkezlidir. Günöte noktasında Mars’ın bayağı ötesine geçerken, günberi noktasında Dünya’ya 22 milyon km kadar yaklaşır. Eros’un kendi ekseni etrafında dönme süresi 5.3 saattir, şekli biçimsizdir, 29km uzunluğunda 8 km genişliğindedir, bir sosise benzediği söylenebilir.
Uzun bir süre boyunca Eros’a benzer başka asteroit bulunmadığı düşünülmüştü. Ancak 1911’de Dünya’ya 32 km kadar yaklaşan ama yörüngesinin günöte noktasında ana asteroit kuşağının dışına çıkan küçük bir gök cismi tespit edilmişti. 719. sıra numarasını alan bu asteroite Albert adı verildi. Ne yazık ki çapı topu topu 5 km olan Albert’ı 1911’deki kısa geçişinden sonra bir daha gören olmadı.
Daha sonra Dünya’yı “sıyırıp geçen” iki asteroit keşfedildi. 1211 Amor ve 1862 Apollo. Çapı 1.5 km’den fazla olmayan Amor, Dünya’ya 16 milyon km kadar yaklaşmıştır. Apollo ise Dünya’ya 11 milyon km kadar yaklaşmıştır. 1936 yılında keşfedilen Adonis ise Dünya’nın 2 milyon km uzağından geçip gitmiştir. Hermes ise bize 780 bin km kadar yaklaşmıştır ki bu değer Ay ile aramızdaki mesafenin yaklaşık iki katıdır.
Yaklaşma rekorunu şu anda elinde bulunduran asteroite henüz isim konulmamıştır. Geçici ismi 1991 BA olan bu asteroit, 18 Ocak 1991’de Dünya’nın 170 bin km gibi çok yakın bir uzaklığından geçmiştir. Bu mesafe Dünya ile Ay arasındaki mesafenin yarısından azdır.
Ancak bu asteroitin çapı 900 metreden fazla olmadığından, Dünya üzerine düşseydi resmen bir göktaşı olarak kabul edilecekti. Ancak yine de meydana getireceği hasarın büyük olacağını da belirtelim. (Dinozorların yok oluş teorisini anımsayın)
Madem Dünya’ya yakın bir mesafeden geçen bu kadar çok sayıda asteroit var, onlardan birinin Dünya’ya çarpma olasılığı ne kadardır? Aslında bugün veya gelecekte bir gün böyle bir durumla karşılaşabileceğimize inanmamız için bütün şartlar mevcut. Büyük bir çarpma gerçekleşecek olursa üst atmosfere yükselen aşırı miktardaki toz, Dünya iklimini tamamıyla değiştirebilir.
Dünya’ya çarpacağı kesin gibi görünen bir asteroitin yok edilmesi veya rotasının değiştirilmesi konusunda yapılan çalışmalar vardır. Cismi parçalamak pek işe yaramaz; çünkü bu sefer de parçalardan bazıları bize çarpabilir. Ancak cismin üzerinde veya yakınında bir nükleer bomba patlatarak yörüngesini değiştirmek mantıklı bir seçenektir. Asıl sorun küçük asteroitlerin çok yakınımıza gelene kadar saptanamamasıdır. Bu durumda bize harekete geçecek kadar zaman kalmayabilir.
Asteroitler, Güneş Ailesi’nin en ufak fertleridir. Ancak bu onların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Günümüzde profesyonel veya amatör birçok gözlemci tarafından incelenmektedir.
Gaspra Eros

Mathilde









